KARA KUYU
Çekip giderken bir çizgi çek üzerime
Kenarda kalmak istemem
Artan bir bulantıyken eksiklik.
Yatamazsın anılarla aynı yatakta.
Düşüncelerin evrimine ayak uyduramayan etimle,
Saatler süren bir deprem gibidir bekleyiş.
Sınırlarına çarpıyor sarhoş kutular...
Bir kafa patlamasına gebe...
Dalicesine korkuyorum bu yıkıntıdan...
Ama bir resim çerçevesinden nasıl kaçar?
Siyah akarken üstüme bakışların;
Mengenelerle sıktım ruhumu.
Örümcek ağıyla düşünce toplamak gibiydi gece
Akışkan bir çıldırış şırınga ettim sana,
Ve sen sadece siyah aktın!
Cam kırığından parlayan yüzünde;
Bükülüp yavaşlayan zamanla ölçüyorum artık tenini,
Boşluktaki maddeyi farketmeden hemen önce.
“Bir sokak kedisini ürpertiyor ses”
Göremiyorum “camın arkası’ndan” daha fazla “içini”.
Kilitli kapılar ardında büyüyen sihir.
Parıltısı bile yetiyor gözlerimizi kamaştırmaya.
Bu öyle bir sarhoşluk ki.
Bilmenin anlamından akan zehir.
Akıntıya kapılır etim.
Haddinin kıyılarına çarpar.
Sarhoş gözler göremez kanayan yaraları!
Keşke hiç uyanmasak,
Bilmesek kazdığımız derin kuyuları!
Hey friend your misery bewilders me
How come you're never satisfied or gratified
Four walls n' a roof, electricity,
Stable mind, wife and child,
Hot and cold water to run anytime.
But still you, whine.
I want more
A bum could rummage through ya bin
And live like a king
On just one crumb o'ya cake
N'ya say ya life needs fulfilling
Some would give anything to live like you
Shame your mind, don't shine
Like your possessions do.
Whining, complaining all the time,
Don't see no rain on you
What side your bread is buttered on
If only you knew
What d'ya mean
I want more
Yep
I was told as a child,
I wants never gets
Learned to count my blessings
Long before I saw an abacus
So what ya family don't speak
At least they're alive
Show me a man without guilt
Or a soul that ain't lied
You don't know what ya got
Open your eyes, look around
Really, hear me you,
Ain't got no reason to be down
What d'ya mean
I want more
Friend what is it that you seek
What is it that you try to find
Someday I hope you realized
It shined in you all the time.
Hills to climb, sights to see, seas to cross,
Friends to make, hands to shake, the world is yours,
Foods to taste, sounds to hear, love to feel,
Seeds to sow, things to know, fish to reel,
Space to quiz, stones to lift, life's a gift
What d'ya mean
I want more
Yep
What d'ya mean
I want more
Yep
"Dinle neyden ki hikayet kılmada, ayrılıklardan şikayet kılmada."
İç huzuru içinde arıyacaksın, başkasının kıçında değil!
Şu liman denen yer ne de güzelmiş. hohoho
adam olmak
çevrende herkes şaşırsa bunu da senden bilse
sen aklı başında kalabilirsen eğer
herkes senden kuşku duyarken hem kuşkuya yer bırakır
hem kendine güvenebilirsen eğer
bekleyebilirsen usanmadan
yalanla karşılık vermezsen yalana
kendini evliya sanmadan
kin tutmayabilirsen kin tutana
düşlere kapılmadan düş kurabilir
yolunu saptırmadan düşünebilirsen eğer
ne kazandım diye sevinir, ne yıkıldım diye yerinir
ikisini de vermeyebilirsen değer
söylediğin gerçeği büken düzenbaz
kandırabilir diye safları dert edinmezsen
ömür verdiğin işler bozulsa da yılmaz
koyulabilirsen işe yeniden
döküp ortaya varını yoğunu
bir yazı turada yitirsen bile
yitirdiklerini dolamaksızın dile
baştan tutabilirsen yolunu
yüreğine sinirine dayan diyecek
direncinden başka şeyin kalmasa da
herkesin bırakıp gittiği noktaya
sen dayanabilirsen tek
herkesle düşüp kalkar erdemli kalabilirsen
unutmayabilirsen halkı krallarla gezerken
dost da düşmanda incitemezse seni
ne küçümser nede büyültürsen çevreni
her saatin her dakikasına
emeğini katarsan hakçasına
her şeyiyle dünya önüne serilir
üstelik oğlum
adam oldun demektir.
Im taking back the knowledge
Im taking back the gentleness
Im taking back the ritual
Im giving in to sweetness
Come preacherman, shoot me with your poisoned arrow
But I dance on vaseline
And Im tripping out working on a revolution
You dont let the music in
Im taking back the children
Im taking back the ceremony
Im taking back my offerings
And Im taking back what you mean to me
Youre dangerous, shoot me with your poisoned arrow
But I dance on vaseline
And Im slipping out Im working on a revolution
Dont let the music in
And war is all around us
Your gods are dead and buried underground
I was a silly putty
Your big ideas are useless to me now
My baby saw the future
She doesnt wanna live it anymore
Its lousy science-fiction
Its on your skin and seeps into your bones
Come preacherman, shoot me with your poisoned arrow
I dance on vaseline
And Im tripping out working on a revolution
Dont let day begin
And youre dangerous, shoot me with your poisoned arrow
But I dance on vaseline
And Im slipping out working on a revolution
Dont let the music in
It started in oklahoma
You always think it happens somewhere else
This madness is attractive
Until the day it happens to yourself
And power might seem sexy
But check her in the cool grey light of dawn
A legislative body
And all at once your lust for her is gone
And Im tripping out working on a revolution
Dont let the day begin
Well turn you down time to time for evolution
Dont let the music in
And Im tripping out working on a revolution
Dont let the day begin
Well turn you down, make a time for evolution
Dont let the day begin
ÖLÜME YAKIN
Akşam üstüne doğru, kış vakti;
Bir hasta odasının penceresinde;
Yalnız bende değil yalnızlık hâli;
Deniz de karanlık, gökyüzü de;
Bir acayip, kuşların hâali.
Bakma fakirmişim, kimsesizmişim;
- Akşam üstüne doğru, kış vakti -
Benim de sevdalar geçti başımdan.
Şöhretmiş, kadınmış, para hırsıymış;
Zamanla anlıyor insan dünyayı.
Ölürüz diye mi üzülüyoruz?
Ne ettik, ne gördük şu fâni dünyada
Kötülükten gayri?
Ölünce kirlerimizden temizlenir,
Ölünce biz de iyi adam oluruz;
Şöhretmiş, kadınmış, para hırsıymış,
Hepsini unuturuz.
Rasim baba telefonunu açsın!!
Her yol Roma'ya gider ama neye bindiğine dikkat etmek gerek yoksa Roma'ya y.rak tepesinde gitmek de var.